|
|
Kapadokya
60
milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi. Kuzeydeki
Anadolu Platosu'nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes,
Hasandağı ve ikisinin arasında kalan Göllüdağ, bölgeye lavlar püskürttü.
Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf
tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla
örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan
sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava
ile rüzgârlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından
şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli
kayalara halk bir ad yakıştırdı: "Peri bacası".
Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakları ise erozyonla vadilere dönüştü.
İlginç şekilli kanyonlar oluştu. Daha sonraları insan eli, emeği
ve duygusu işe koyuldu. Dokuz-on bin öncesine ait yerleşimlerden
ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli
yer altı kentlerine kadar uzun bir dönemde büyük bir uygarlık yaratıldı.
Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos,
Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar
Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu Yeraltı
Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi,
Paşabağ- Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.
Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür.
|